• BIST 89.412
  • Altın 146,694
  • Dolar 3,6411
  • Euro 3,9163
  • Isparta 17 °C
  • Antalya 19 °C
  • Burdur 17 °C

8 MART BİZE YOL GÖSTERİYOR

8 MART BİZE YOL GÖSTERİYOR
8 MART BİZE YOL GÖSTERİYOR

Eğitim-İş Sendikası Şube Başkanı Levent Çakan, 8 Mart DÜnya Kadınlar Günü nedeniyle yaptığı açıklamada   "Her ne kadar içi boşaltılmaya çalışılsa bile 8 Mart bizlere yol göstermeye devam ediyor" dedi. İşte Çakan'ın o mesajı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nün önemi ve anlamı her geçen gün daha bir yakıcı hale geliyor. Her geçen gün Mücadeleye katılan kadın sayısı artıyor. Her ne kadar içi boşaltılmaya çalışılsa bile 8 Mart bizlere yol göstermeye devam ediyor.

 8 Mart 1857 tarihinde ABD’nin New York kentinde 40.000 dokuma işçisi daha iyi koşullarda çalışma istemiyle greve başladı. Bu direniş esnasında çıkan yangında fabrikaya kilitlenen 129 kadın işçi yaşamını yitirdi.

             129 kadın işçi “eşit işe eşit ücret” istedikleri için katledildiler.

            129 kadın işçi “daha iyi koşullarda yaşamak” istedikleri için katledildiler.

            129 kadın işçinin yaşamına mal olan alevler tüm dünyayı sardı ve kadınların önünde ışık olmaya devam ediyor.

             Yıl 2016, Ortadoğu ve Ülkemiz AB-D Emperyalistlerinin kuşatması altında. İnsan soyunun en büyük düşmanı Emperyalistler, bin ülkeli bir dünya yaratma projesi olan BOP çerçevesinde, Halkların arasına attıkları düşmanlık tohumlarını suluyorlar. Ortadoğu halkları ve Türk halkı kan kusuyor. Acının en büyüğünü de ölerek, tecavüze uğrayarak, eşinin, çocuklarının ölümünü görerek kadınlar yaşıyor.

 Kadınlar çifte sömürüye maruz kalmaya devam ediyor. İşçi, emekçi olduğu için sömürülürken, kadın olduğu için de sömürülüyor. Sınıflı toplum olmanın bedelini en ağır kadınlar ödüyor. Bu bedeli öderken kadınlara, ortaçağcı gericilik kurtuluşmuş gibi gösteriliyor. Tarikatlar kadınlarımızı kıskaç altına almış durumda. Kadınlarımız, tek çarenin şeriat olduğu, çarşafa bürünerek, evlere kapanarak, erkeklere köle olarak özgürleşecekleri konusunda ikna edilmeye çalışılıyor.

Kurtuluş Savaşımızda emperyalizme karşı erkeklerle omuz omuza mücadele eden onurlu kadınlarımızın ülkesinde ki kadınlar şimdi Afganistan ve Suudi Arabistan’da yaşayan kadınlar gibi köleleştirilmek isteniyor.

 Taksimde, Kadının müzik dinlemesi, alışveriş yapması, çalışması, erkeklerle tokalaşması ve hatta terlik giymesinin bile yasak olduğunun yazıldığı bildirinin dağıtılmasının üzerinden sadece birkaç ay geçti.

             Diyanet’in “Babanın öz kızına şehvet duyması haram değil!” fetvasının şaşkınlığını hala yaşıyoruz.

             Sosyal Doku Vakfı Başkanı Nureddin Yıldız’ın, “Çalışan kadın fuhuşa destek oluyor” söylemleri hala tüylerimizi ürpertiyor.

             Çok eşliliğin yasal olmasını isteyen, kocasına kendi arkadaşını tavsiye ettiğini tüm medya araçlarından duyuran, kadın cinayetleri ile ilgili olarak; “Kadın çileden çıkarıyor, ne yapsın adam”      diyerek kadın cinayetlerini destekleyen, kadın onurunu ayaklar altına alan Aile Danışmanı Sibel Üresin hepimizin sabır taşını çatlatıyor. Furkan Vakfı Kurucusu Alparslan Kuytul’un “Annen de olsa, diz kapağının üstü tahrik eder.” söylemlerini kim unutabilir ki.

              Ya, “Anası tecavüze uğruyorsa neden çocuk ölsün? Anası ölsün. Kadın ahlaklı olsun, kürtaj yapmak zorunda kalmasın." diyen Melih Gökçek’in sözlerini unutmak mümkün mü?

 

            Örnekler saymakla bitmiyor. İşin en acı tarafı, eğitimsiz bırakılmış kadınlarımız kendilerini köleleştiren bu ortaçağcı, insanlık dışı, sapkın düşüncelere inanıyor ve uyguluyor. Siyasal iktidar ülkemizi ortaçağın karanlıklarına götürmek için tüm gücüyle seferber olmuş durumda. 4+4+4 gerici eğitim sistemiyle kız çocukları okul dışı bırakılıyor ve her geçen gün çocuk gelin sayısı artıyor. İmam Hatip Okullarının sayısı her geçen gün bilinçli olarak arttırılıyor ve bu okullar burslar verilerek özendirilmeye çalışılıyor.  Bunların yanı sıra, AKP iktidarı kadını eve hapsetmek için yeni projeler geliştirmeye devam ediyor. Şimdi de esnek çalışma sistemini yasallaştırmaya çalışarak, kadınları köleleştirmek istiyor. Esnek çalışma ile doğum ve annelik izni kadınların, çalışma biçimini esnek ve güvencesiz bir hale getirilecek bu da beraberinde kadınların sigorta priminin eksik, maaşının düşük olması ve kıdem tazminatı vb. haklarının olumsuz yönde etkilenmesi anlamına gelmektedir.

           Kadın sorunları bunlarla da bitmiyor.

2002 yılından beri kadın cinayetlerinde yüzde 1400 artış olmuştur.  Kadınlarımız eşi, sevgilisi, babası ya da erkek kardeşi tarafından öldürülüyor. Bu cinayetlerin bir kısmı namus adı altında işlenirken, büyük bir kısmı boşanmak isteyen kadınların eşleri tarafından işleniyor. Cinayeti işleyenlere, tacizde bulunan ve tecavüz edenlere uygulanan komik iyi hal indirimleri, kadınlara yapılan zulmü teşvik ediyor. Siyasal iktidarın kadınlara verdiği değer ülkemizde  kadın sorunlarındaki artışla kendini gösterirken, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam’ın “Bence burada biraz da algıda seçicilik yapılmak isteniyor. Şiddet dediğimizde niye sadece kadını şiddetin merkezine, şiddeti de kadının merkezine koyuyoruz” sözleri kadına şiddeti reddederek ispatlamış oluyor.

 

            “Kızım çok acı çekmiştir keşke silahla öldürselerdi” diyen Özgecan’ın annesinin çaresizliği, acısı hala tazeliğini koruyor belleğimizde. Özgecan öldürüleli bir yıl oldu. Ama hala Özgecan Yasası çıkartılamadı. Ve 2015 yılında 303 kadın öldürüldü.

 Peki kadına karşı şiddet, baskı, zulüm böyle geldi ve böyle mi gidecek?

Hayır! Böyle gelmedi. Kadın on bin yıl önce evcilleştirilen hayvan sürüsü yönetiminin erkeğe geçişine kadar topluma hep önderlik etti. Üst-önder bir cinsiyetti. Fakat bu üstünlüğünü asla erkeğe karşı kullanmadı. Daha sonra sınıflı topluma (medeniyete) geçilmesiyle birlikte erkek, kadına karşı daha fazla üstünlük sağladı. Kapitalizm çağında ise kadın sorunları da bu üretim yordamının doğası gereği biçimlenerek, katmerlendi.

 Böyle de gitmeyecek elbet! Bu karanlık günleri güneşe çevireceğiz elbet!

Kadın sorununun çözümü sınıf mücadelesiyle mümkündür. Sınıfsal sömürü son bulduğunda, kadına yönelik her türlü baskı, sömürü ve şiddet de son bulacaktır. Bunu gerçekleştirecek olan emekçi kadın ve erkeklerin omuz omuza dayanışması, örgütlenmesi ve mücadelesi olacaktır.

             8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü, Emekçi kadınların mücadele günüdür. Bu mücadele ancak örgütlenerek başarıya ulaşacaktır. Kadınlar bulundukları her ortamda örgütlenecek ve bu kahrolası sömürü düzenini ortadan kaldırmak için erkekle birlikte kararlılıkla mücadele edecektir.

             Yaşamın yarısı kadınlarsa, mücadelenin ön saflarında yer alacaklar da kadınlardır.

 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • BEREKET ORMANINA 5 BİN FİDAN28 Mart 2017 Salı 18:31
  • İŞTE DURUŞMADA BUGÜN YAŞANANLAR28 Mart 2017 Salı 18:15
  • O TALİMATI AKKAYA'DAN ALMIŞ28 Mart 2017 Salı 16:37
  • İŞTE 32 TARAFTAR FARKI28 Mart 2017 Salı 11:01
  • MİTİNGE NEDEN KATILDI AÇIKLADI28 Mart 2017 Salı 10:57
  • İŞTE İPTALİN O GEREKÇESİ28 Mart 2017 Salı 10:52
  • DARBEYE TEŞEBBÜSTEN YARGILANIYORLAR27 Mart 2017 Pazartesi 17:52
  • SEÇMEN BİLGİ KAĞITLARI DAĞITILIYOR27 Mart 2017 Pazartesi 14:46
  • DAVANIN İLK DURUŞMASI GÖRÜLÜYOR27 Mart 2017 Pazartesi 12:24
  • BAĞILLI'YI YASA BOĞAN HABER27 Mart 2017 Pazartesi 12:11
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Posta 32 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 538 559 99 20