• BIST 107.131
  • Altın 143,512
  • Dolar 3,5519
  • Euro 4,1365
  • Isparta 33 °C
  • Antalya 37 °C
  • Burdur 33 °C

DEĞERLENDİRME

DEĞERLENDİRME
Mübarek ramazan ayı, bayram ve cumhurbaşkanlığı seçimi süreci derken uzun bir zaman yazılarıma ara verdim, bir anlamda tatil yaptım.Bu dönemde de Isparta gündeminden çok ülke gündemi hareketli ve etkili yaşandı. En etkili gündemde, mutlaka ilk defa halk t

      81 yıllık cumhuriyet dönemimizde, iki ihtilal, birçok muhtıra ve birçok siyasi kriz yaşayarak kökleşmeye yüz tutmuş demokratik parlamenter sistemimizi değiştireceğini, yani başkanlık sistemini getireceğini, seçim öncesi ve sonrası kamuoyuna deklare eden Sayın Tayyip Erdoğan seçimi kazandı.

      Siyasi tarihimizde, güçlü bir şekilde iktidara gelip kapağı, cumhurbaşkanlığına atan her siyasi liderin gönlünden geçen başkanlık sistemini, gerçekleştirmek için, genellikle parlamenter sistemden anayasa değişikliği talep eden bu liderler gibi, Tayyip Erdoğan'da seçim öncesi başkanlık sistemini getirecek anayasa değişikliğini gerçekleştiremedi. Belki şiddetle istemiş olsaydı gerçekleştirmesi mümkün olabilirdi, zira buna en yakın siyasi gücü olan kişi kendisi idi. İstemedi mi? Neden istememiş olabilir? Bu konuyu yazımız içinde irdeleyeceğiz.

      Şimdi biraz derine dalarak araştıralım.

      Sayın Tayyip Erdoğan'ın mevcut anayasaya aykırı gibi görünen ama seçim sürecinde dilinden düşürmediği Türk usulü başkanlık sistemini halkımız gerçekten anlayabildi mi? Bu sistem zaman zaman muhalefet liderleri tarafından dile getirilen diktatörlük sistemini mi getirecek? Muhalefet, çatı adayla seçime girerek, mevcut parlamenter sistemi koruyabileceğini mi düşündü?  Yoksa, bu taktikle muhalefet Tayyip Erdoğan'ın başkanlık sistemini uygulamasını frenleme stratejisine mi gitti?  Siyasi tarihimizin en kritik döneminde, halkımız hem iktidarı, hem de muhalefetin düşüncelerini anlayabildi mi? Tercihini buna göre mi yaptı? Bu seçimin galibi veya mağlubu var mı? Galip kim, mağlup kim?  Seçime katılımın azlığı bir mesaj mı içeriyor?

       Seçim sonucunda verilmesi gereken bir sürü cevap. Hiç böyle karmaşık seçim yaşamamıştık?

       1982, yani mevcut anayasaya göre başkanlık sistemi uygulanabilir mi? Sorusunun cevabıyla başlayalım.

       1982 anayasasını hazırlayanlar, kendilerine siparişi verenlerin isteği doğrultusunda, cumhurbaşkanını olağanüstü yetkilerle donatan bir anayasa hazırladılar. Günümüze kadar zaman içinde bu yetkiler meclis tarafından budansa da hala bu yetkileri kullanmaya cesaret edecek bir cumhurbaşkanı başkanlık sisteminden de öte ülke yönetimine hükmedebilir. Sadece, gerekli olan siyasi destek.

      Kenan Evren ihtilalın baş aktörü olarak o siyasi desteği hiçbir zaman bulamadı. Turgut Özal'da bıraktığı ANAP tan bu desteği bulamadı ve geri dönüp gerekli düzenlemeleri yaptıktan sonra başkanlık sistemini hayata geçirmek istedi ama ömrü vefa etmedi. Süleyman Demirel olsa iyi olur ama olmazsa da fark etmez dedi. Ama Tayyip Erdoğan tamamen farklı.Bu arada Abdullah Gül'ü de unutmayalım onun cumhurbaşkanlığı döneminde siyasetin dizginleri tamamen Tayyip Erdoğan'ın elindeydi.    

       Siyasi desteği elinde tutan, yani cumhurbaşkanı olmasına rağmen AKP nin genel başkanlığını da deruhte etmeye devam edecek Tayyip Erdoğan'ın mevcut anayasaya göre yapacağı cumhurbaşkanlığı acaba ne kadar başkanlık sistemine benzeyecek? Anayasamıza göre devam edecek parlamenter sistem gereği, meclisin bünyesinden çıkacak hükümet yürütmenin sorumluluğunu yüklenirken sevapların Tayyip Erdoğan'a, günahların hükümete çıkma ihtimali yok mu?

       Efendim, her ne kadar hükümet ve başbakan olacak ama yürütmenin tüm yetki ve sorumluluğu cumhurbaşkanına ait olacak denirse, o zaman parlamenter sistemi değiştirelim demezler mi adama.       

        Zaten seçim sürecinde bu vurgu yapıldı. Halkta buna göre tercihini yaptı. Demokratik parlamenter sistemin savunucuları hem muhalefet, hem de sayın Ekmelerdin İhsanoğlu seçimi kaybetti denirse, halkın başkanlık sistemine onay verdiği anlamını mı çıkarmamız gerekiyor?Pek sanmıyorum...

      Gerek AKP nin seçim reklamlarında, gerek Tayyip Erdoğan'ın miting meydanlarında, halk tarafından ilk defa seçilecek cumhurbaşkanına en çok yakışan aday vurgusu yapılmadı mı? Eh bazen de yeni ortaya çıkacak uygulama için yarım ağızla gerektiğinde bakanlar kuruluna başkanlık ederek, sistemi yürütme sinyalleri verildi. Bana göre, bu başkanlık sistemi değil...

       Bugün gerçekleştirilmek istenen sistemde, başbakan ve bakanlar kurulu hukuken var olacak ve meclisten teşekkül edilecek ama tüm politikayı Sayın Tayyip Erdoğan idare edecek. Ateşli Tayyip Erdoğan taraftarlarının bunu istemesi normal ama oy veren çoğunluk veya sandık başına gitmeyen öteki çoğunluk buna razımı bilmiyorum?

      Bu sistem, ülkemizin yaşadığı bir dönemi çağrıştırıyor. Biraz siyasetle ilgilenenler bilirler, siyasetle ilgili olmayanlar da Sayın Tayyip Erdoğan'ın ikide bir gündeme getirip şiddetle eleştirdiği, CHP yi yerden yere vurduğu ve siyasi malzeme olarak kullandığı, İsmet İnönü'nün MİLLİ ŞEF'lik dönemini çağrıştırıyor.

       1924 anayasasına göre de TBMM nin üstünlüğüne dayalı "parlementer" sistem olması öngörülür fakat İsmet İnönü'nün cumhurbaşkanlığında "şef sistemi anayasaya aykırı bir durum olarak yıllarca sürmüştür.

       Deklare edilen sistem birebir örtüşüyor ama icraat ne olur bilemem.

       Muhalefetin, zaman zaman gündeme getirip diline doladığı diktatörlük korkusu bundan olsa gerek. O zamanda muhalefet milli şeflik döneminin diktatörlüğünü kabul etmiş sayılmaz mı?

       Konu muhalefetten açılmışken, muhalefetin yada CHP ve MHP nin bu seçimdeki uygulamasını da gözden geçirelim.

       Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesini sağlayacak anayasa değişikliği gündeme geldiğinde AKP tarafı hazırlıklı ve bugünleri hedefleyen bir politika içinde idi. Muhalefet ve bilhassa MHP, onlarda bugünü düşünerek, ortaya çıkacak bir saçma sapan başkanlık ve eyalet sisteminin tedirginlini yaşamıştı. Seçime girilirken, bu endişenin gereği başkanlık sistemini meşrulaştıracak seçim ortamını istemediler.  

      Şayet, CHP, MHP ve diğer partiler HDP nin yaptığı gibi kendi siyasi havuzlarından adaylarla seçime girmiş olsaydı, Tayyip Erdoğan'ın karşısında sistemi kabul etmiş ama kendi adaylarıyla seçimi kaybetmiş partiler olarak bu gün önümüzde olacaklardı.

      HDP, Selahattin Demirtaş ile kamu oyuna ben sistemi kabul ediyorum, kaybedeceğimi bile bile kendi adayımla seçime giriyorum diyerek bir nevi Tayyip Erdoğan'ı yalnız bırakmadılar. Seçim ikinci tura kalsaydı da iyi bir pazarlık malzemesini ellerine geçirmiş olacaklardı. Kamuoyunun seçimin gerçek galibini Selahattin Demirtaş'ı ilan etmesini de kavrayabilmiş değilim. CHP nin ve sol kesimin protesto kokan oylarıyla bu oranı yakalamış olması, bana göre zafer filan değildir.   

       Biz yine CHP ve MHP nin seçim stratejisine yoğunlaşalım. Cumhurbaşkanının meclisten seçildiği dönemlerde uygulanan bir metot, çatı adayda birleşmek.Bu metot, gerektiğinde uzlaşmaz denilen siyasetçilerin uzlaşabileceğinin mesajının verilmesi açısından iyi bir girişim. Ayrıca, cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesine rağmen mevcut anayasaya göre görev yapacak cumhurbaşkanlığına yakışacak bir kişiliği bulup ortaya koymaları da büyük başarı. Ama, arabesk bir anlayıştan dolayı ortaya çıkardıkları adayın kaybetmesinin ceremesini çekmek adına genel başkanlıktan çekilme isteklerinin ayyuka çıkması ise şaşırtıcı.

      Bu seçim döneminde muhalefetin, yeni ortaya çıkacak durumu halka anlatamaması, anlatsa da halkın ne derece bunu kavrayabileceğini hesap edememeleri onların eksi hanelerinde. Bu seçim bazılarının, bir bardak suda kopardığı fırtına kadar ve avaz avaz  bağırdığı kadar Türkiye siyasetinde değişim yapmayacaktır. Zaten, kredi değerlendirme kuruluşları da ülkemizin puanını belirlerken bu durumu ayan beyan ortaya koymuşlardır.

      Bundan sonrasının AKP sine gelince, gerçekten parti, Milli Şeflik dönemini çağrıştıracak Tayyip Erdoğan'ın başkanlık sistemine tamamen teslimiyetçi bir tutum mu takınacak. Ya da parlamenter sistem içinde kendilerine sıra gelmesini mi bekleyecek? Ya da bu böyle olmuyor deyip, meclis ve milletvekillerinin sadece yasama görevini yapmasını sağlayan başkanlık sistemi için anayasayı değiştirelim mi diyecek?  Bana göre, bu son seçenek olacak sa bile seneye yapılacak seçimler sonrasına kalır

       Kafalar karışık, zaten seçime iştirakin az olmasının ana sebebi de bu olsa gerek. Tayyip Erdoğan'ın böyle bir stratejiyle seçimi tereyağından kıl çeker gibi halletmesinin altındaki gerçekte bu. Milletin kafasını karıştırmayı iyi becerdi doğrusu. 

 

. Sağlıcakla kalın...

                                                                                                                   Mustafa ARTAN

                                                                                                               musartan@hotmail.com

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Yalvaç'ta kaza: 1 yaralı08 Kasım 2016 Salı 11:26
  • YALVAÇ'TA 4 TUTUKLAMA18 Ağustos 2016 Perşembe 12:18
  • GELENDOST'TA TRAKTÖRLE OTOMOBİL ÇARPIŞTI17 Ağustos 2016 Çarşamba 11:50
  • 4 YILAN ÖLDÜRDÜĞÜ GEREKÇESİYLE 3 BİN 841 LİRA CEZA KESİLDİ05 Ağustos 2016 Cuma 14:28
  • ŞARKİKARAAĞAÇ'TA 24 KİŞİ TUTUKLANDI05 Ağustos 2016 Cuma 14:27
  • EĞİRDİR'DE YAKALANDI05 Ağustos 2016 Cuma 11:57
  • ELEKTRİK AKIMINA KAPILIP ÖLDÜ04 Ağustos 2016 Perşembe 13:05
  • EVİNİN ÖNÜNDE ÖLÜ BULUNDU03 Ağustos 2016 Çarşamba 14:17
  • KÜÇÜK AYŞE HAYATA TUTUNAMADI01 Ağustos 2016 Pazartesi 16:07
  • TEİAŞ'DAN ELMA ÜRETİCİLERİNE ÖNEMLİ DUYURU01 Ağustos 2016 Pazartesi 12:18
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Posta 32 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 538 559 99 20