• BIST 108.392
  • Altın 143,183
  • Dolar 3,5328
  • Euro 4,1224
  • Isparta 20 °C
  • Antalya 28 °C
  • Burdur 20 °C

RAMAZANDA BESLENME

RAMAZANDA BESLENME
Toplumsal hayatta önemli bir yer teşkil eden ramazan ayında dini bir vecibeyi yerine getirmek için oruç tutulmaktadır. Bununla birlikte bireylerin günlük yaşantıları ve beslenme düzeninde önemli değişiklikler olmaktadır.

Oruç tutan bireylerin günlük beslenme alışkanlıkları değişir, öğün sayısı ve sıvı tüketimi azalır, iftar saatine kadar açlık hissetmemek amacıyla yüksek enerji içeren şekerli, unlu ve yağlı besinler tercih edilir.

Oysa ramazan ayında bireylerin yaş, cinsiyet ve fiziksel aktivitelerine göre günlük almaları gereken enerji, protein, karbonhidrat, yağ, vitamin ve mineral oranları değişmemekte, bu süre zarfında sağlığın korunması açısından yeterli ve dengeli beslenmeye devam edilmesi gerekmektedir.

Yeterli ve dengeli beslenmeyi sağlamak için 4 besin grubunda yer alan besinlerden yeterli miktarlarda tüketilmesi gereklidir. Bu 4 besin grubu süt ve süt ürünleri, et-yumurta-kuru baklagiller grubu, sebze-meyve grubu ile ekmek ve tahıllar grubudur.

Öğünler sahur ve iftarda 2 ana öğün ile iftardan sonra 1–1,5 saat aralıklarla 2 ara öğün olarak düzenlenmeli, azar azar küçük porsiyonlar şeklinde beslenilmelidir.

Oruç tutanların mutlaka imsak saatine yakın bir zamanda sahur yapmaları, sağlığın korunması açısından önemlidir. Sahurda sadece su içerek niyetlenmenin veya gece yatmadan önce sahur yapmanın zararlı olduğu unutulmamalıdır. Ramazanın Temmuz ayına rastlaması da sahur ve iftar arasında geçen süreyi 15-17 saate kadar uzatmaktadır.  Bu süreyi aç ve özellikle de susuz geçirirken günlük yaşamın ve sağlığınızın etkilenmemesi için Ramazanın önemli gereklerinden birisi olan sahur öğününün yapılması önemsenmeli ve ihmal edilmemelidir.

Sahur yemeğinde süt, yumurta, domates, salatalık, yeşil sebzeler ve tercihen tam buğday unundan yapılmış ekmekten oluşan hafif bir kahvaltı yapılmalı ya da çorba, sebze ve zeytinyağlı yemeklerden oluşan bir öğün tercih edilmelidir. Vücut direncini artırmak ve vücuda yeterli miktarda vitamin ve mineral alınmasını sağlamak için sebze ve meyvelerin tüketimi ihmal edilmemelidir. Aşırı yağlı, tuzlu, şekerli ve unlu gıdalardan uzak durulması uygundur.

Orucu su ve hurma ile açtıktan sonra iftara peynir, domates, zeytin gibi kahvaltılıklar veya çorba gibi hafif yemeklerle başlanması, 10–15 dakika sonra az yağlı et yemeği, sebze yemeği veya salatayla devam edilmesi uygundur. Yine enerji veren ancak kan şekerini dengeli bir biçimde yükselten besinler (beyaz ekmek, pirinç pilavı yerine bulgur pilavı, tam buğday ekmeği veya kepekli makarna gibi posalı besinler) tercih edilmelidir. İftarda pide tüketilmek istenirse avuç içi büyüklüğündeki pidenin 1 dilim ekmeğe eşit olduğu göz önüne alınmalıdır.

Hava sıcaklığı nedeniyle kaybolan su ve mineral kaybını yerine koyabilmek amacıyla iftardan itibaren sahur sonuna kadar bol su ve sıvı (ayran, taze sıkılmış meyve suları, şekersiz komposto veya hoşaf gibi) alımına özen gösterilmelidir.

İftarda aşırı şerbetli, yağlı tatlılar yerine; yazın daha sıklıkla tercih edilebilecek sütlü tatlılar (sütlaç, güllaç, muhallebi, dondurma gibi) veya meyve tatlıları tercih edilmelidir.

Ramazanın yemek kültürü açısından en bilinen özelliği iftar sofralarındaki çeşitlilik ve bolluktur. Oruç nedeniyle gün içinde kan şekerinde düşüş olduğundan özellikle iftarda hızlı yemek yenilmekte ve çok miktarda besin tüketme isteği doğmaktadır. İftar sofralarında bir insana yetecek yemeğin 2–3 kat fazlası bulunabilmektedir. Beyin, doyma emrini yemekten 15–20 dakika sonra verir. Çok hızlı yemek yenildiğinde bu süre zarfında aşırı miktarda, enerjisi yüksek besinler yenilebilir ve bu durum ilerleyen günlerde kilo alımına da zemin hazırlar. Bu nedenle yemekler yavaş yenilmeli, besinler ağızda iyice çiğnendikten sonra yutulmalıdır.

İftar yemeğinden sonra kısa mesafeli yürüyüşler yapmak sindirime yardımcı olması açısından yararlı olmaktadır.

Yaz aylarında iftar veya sahur sofralarında yağlı besinlerin ve yağda kızartmaların tüketiminden kaçınılmalı; yemekler ayçiçeği yağı, mısırözü yağı, fındık yağı gibi bitkisel sıvı yağlar ile pişirilmeli, salatalarda zeytinyağı kullanımına özen gösterilmelidir. Ancak yemekleri pişirirken kızartma ve kavurma yerine haşlama, ızgara ve fırında pişirme yöntemleri tercih edilmelidir.

Beslenme düzenindeki değişikliklere bağlı olarak oluşabilecek kabızlığı önlemek için yemeklerde lif oranı yüksek gıdalar (sebzeler, kuru baklagiller, kepekli tahıllar gibi) ve ara öğünlerde de taze ve kuru meyveler, ceviz, fındık, badem gibi kuru yemişler tercih edilmeli ve bol su içilmelidir.

Oruç tutmanın sağlıklı insanların metabolik dengesinde çok önemli değişiklikler yapmadığı, ancak bazı hastalıklarda (şeker hastalığı, karaciğer yetmezliği gibi) veya özel durumlarda (hamilelik ve emziklilik) olumsuz sonuçlar doğurabileceği göz ardı edilmemelidir. Kronik hastalığı olan kişiler, oruç tutmadan önce ilgili uzman hekime danışmalıdırlar.

  DİYETİSYEN

 ALİYE CARUS

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • YILDIZ'DAN ÇARPICI AÇIKLAMALAR02 Şubat 2016 Salı 14:53
  • O CİHAZ ISPARTA'DA31 Ocak 2016 Pazar 22:22
  • TUZ KULLANIMI AZALDI31 Ocak 2016 Pazar 12:56
  • AİLELERE TEKNOLOJİ UYARISI31 Ocak 2016 Pazar 12:55
  • KAR KÖRLÜĞÜ KALICI MI?31 Ocak 2016 Pazar 12:49
  • KIŞIN DA SU İÇMELİSİNİZ31 Ocak 2016 Pazar 12:46
  • BİTKİ ÇAYLARIYLA KIŞI SAĞLIKLI GEÇİRİN31 Ocak 2016 Pazar 12:43
  • VERTİGO NEDİR TEDAVİSİ VAR MIDIR?31 Ocak 2016 Pazar 12:40
  • ÇOCUĞUNUZUN YARAMAZLIĞI HASTALIK OLABİLİR31 Ocak 2016 Pazar 12:38
  • NARIN FAYDALARI SAYMAKLA BİTMİYOR31 Ocak 2016 Pazar 12:35
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Posta 32 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Tel : 0 538 559 99 20