• BIST 107.303
  • Altın 153,156
  • Dolar 3,7141
  • Euro 4,3624
  • Isparta 13 °C
  • Antalya 17 °C
  • Burdur 13 °C

SİYASETİ HANGİ ÜNİVERSİTELER BELİRLİYOR?

SİYASETİ HANGİ  ÜNİVERSİTELER BELİRLİYOR?
Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) ve Batı Akdeniz Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (BASA) işbirliğinde düzenlenen ?Gençlik ve Siyaset? başlıklı panelde konuşan SDÜ rektör adayı ve İktisadi İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. D

Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) ve Batı Akdeniz Stratejik Araştırmalar Enstitüsü (BASA) işbirliği ile Isparta'da düzenlenen "Gençlik ve Siyaset" paneli yoğun ilgi gördü. Barida Otelde gerçekleştirilen tek oturumlu panelde 4 panelist konuşma yaptı. Panele Ak Parti İl yöneticileri, Gönen Kaymakamı Coşkun Öztürk, ITSO Başkanı Şükrü Başdeğirmen, SDÜ eski rektörü Lütfü Çakmakçı'nın yanı sıra çok sayıda davetli katıldı.

Oturum başkanlığını SDÜ Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Vahdettin Aydın'ın yaptığı panelde ilk sözü Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Haluk Songur aldı. Songur konuşmasında Türkiye'de gençlik üzerine yapılmış araştırmaların yetersizliğine dikkat çekti. Songur, daha sonra gençlik, eğitim ve siyaset kavramlarını ele aldığı konuşmasında Pozitivzm'in ortaya çıkışını ve evrimini masaya yatırdı. Dindar bir insanın "Görmediğim halde Allah'a inanıyorum." cümlesi üzerinden pozitivizmin zihin kodlarını nasıl değiştirdiğinin anlaşılabileceğini vurguladı.
SİYASETE BULAŞMAYIN ÖNERİSİ

Panelde konuşan SETA Araştırmacısı İpek Coşkun dil ve kavram karmaşası üzerine kurduğu konuşmasında; kuşak çatışması için günümüzde kullanılan sözlerin Antik Çağda Sokrates tarafından da dile getirildiğini vurguladı. Daha sonra Alev Alatlı'nın "Kültürel Afazi" kavramını ele aldı. İngilizlerin 1500'lerde yazılmış metinlerini bile keyifle okurken bizim toplumumuzda var olan ortak dil problemin varlığına işaret etti. Üniversiteye gelen öğrencilerin masum cahil kategorisindeyken mezun olduklarında tahsilli cahil haline geldiklerini belirtti. Coşkun "Türkiye'de eğitim politikası yapabilmek için kendi sosyolojimize hakim olmamız gerekiyor" diyerek gençlik ve siyaset başlıklı panelde "kendinizi yetiştirin ve kendinizi yetiştirmediyseniz, siyasete bulaşmayın" önerisinde bulundu.

GENÇLERİN MOTİVASYON KAYNAKLARI BİZDEN FARKLI
SDÜ öğretim üyesi Prof. Dr. İlker Hüseyin Çarıkçı, motivasyon kaynaklarını ele alarak başladığı konuşmasın da ideal bir siyasi iktidardan beklentilerini, Türkiye siyasetine son yıllarda yön veren üniversitelerin öğrencileriyle yapılmış çalışmalarından elde ettiği ilk bulgulara dayanarak ele aldı.
İlker Çarıkçı konuşmasında "Gençler bizden çok farklı. Şimdiki gençlerin dünyaya bakışı bizden çok daha evrensel. Bizi motive eden şeylerle, şimdiki gençleri motive eden şeylerde çok farklı.

Esas sorunumuz eğitim sistemimizin kişiyi beceri ile donatmıyor olması. Gençlerin genelinde eğitim sisteminde kökten değişiklik talebi var. Gençler yüksek öğretimde nitelik sorununu dile getiriyor. Bölüm seçmede üniversiteye girdikten sonra bölüm seçebilmeyi istiyor. Şimdilik sadece Sabancı Üniversitesinde uygulanan bu sistem belki zamanla diğer vakıf üniversiteleri ve devlet üniversitelerinde de uygulanabilir" diyerek kendilerinin yaptığı bir araştırma sonucundan örnekler verdi. 

BU ÜNİVERSİTELERE GİDEN BAKAN OLUYOR

Türkiye'de bakanların daha çok dört üniversiteden çıktığına dikkat çeken Çarıkçı, "Biz daha önce ‘Üniversite Gençliğinin Beklenti ve İhtiyaçları Bağlamında İdeal İktidar-İdeal Lider Algıları' başlıklı bir araştırma yaptık. Araştırmanın örneklemini Türkiye Cumhuriyetinde son 20 yıl içerisinde Bakanlar Kurulu üyelerinin mezun olduğu okullar listelenerek ve mezunlar arasında en çok Bakanlar Kurulu üyesi olan okullardan seçildi. Bu kapsamda 25.06.1993'te kurulan 50. Hükümetten başlamak üzere 29.08.2014'te kurulan 62. Hükümete kadar görev yapmış 288 Bakanlar Kurulu üyesinin 183'ü görüşme yapılan 4 üniversiteden mezun olmuştur. Bu araştırma sırasındaki gördük ki bakanların büyük bölümü İstanbul Üniversitesi, İstanbul Teknik Üniversitesi, Ankara Üniversitesi ve Ortadoğu Teknik Üniversitesinden mezun olmuş. Yani bu üniversitelere giden özellikle siyasal bilimler ve hukuk fakültelerine giden öğrencilerin bakan olma ihtimali daha fazla görünüyor" dedi. 

GENÇLER EKONOMİK KONULARA YABANCI

Çarıkçı, üniversite gençliğinin daha çok eğitim alanındaki konularla ilgili olduğunu, ekonomik konulardan ise uzak durduğunu söyleyerek "Araştırma üniversite öğlencilerinin siyasi iktidar ve liderden beklentilerini ve değerlendirmelerini tespit etmek amacıyla yapılmıştır. Öğrenciler dile getirdikleri beklenti ve çözüm önerilerini, ülkedeki sorunlarının çözümü konusundaki en yetkili merci olan iktidarı göz önünde bulundurmak suretiyle ifade etmişlerdir. Bu çerçevede öğrencilere iki temel soru sorulmuştur. Bu sorulara verdikleri yanıtlara göre alt sorular oluşturulmuştur. Görüşülen öğrencilerin büyük bölümü eğitim sorunlarına değinmiş, eğitimle ilgili değerlendirmelerinde eğitimde fırsat eşitliği, eğitim sisteminde süreklilik ve istikrar talebi gibi konulara değinen öğrenciler arasında eğitimi ezberci ve propagandacı olarak değerlendiren öğrenciler olması dikkat çekicidir. Öğrenciler ayrıca yüksek öğretimde nitelik sorunlarını dile getirmiştir. Yapılan araştırmada dikkat çeken bir başka konu ise öğrencilerin ekonomi ile ilgili konuları yakından takip etmediklerini göstermesidir" şeklinde konuştu.

1980 APOLİTİK VE BİREYCİ BİR GENÇLİK KİTLESİ YARATTI

Son olarak Cumhurbaşkanlığı Kurumsal İletişim Uzmanı Hakan Çopur 70'lerin sol sağ ya da İslamcı gençliğinin ideali için hayatları pahasına mücadele ettiklerini; 80 dönemi ile aslında arka planda "Apolitik bir gençlik" oluşturma düşüncesinin yattığını, gençliğin son yıllarda pek çok faktörün de etkisinde kalarak apolitik ve bireyci bir yapı kazandığını ifade etti.

Çopur, Milli Gençlik Vakfı'na yakın olan gençlerin ise 1994 yılında Refah Partisi tarafından İstanbul ve Ankara büyükşehir belediyelerinin kazanılmasıyla güçlenmeye başladıklarını anlattı. 

AK Parti'nin iktidarını 13 yıldır kesintisiz sürdürdüğüne dikkati çeken Çopur, " AK Parti dönemi kendini uzun yıllar çevrede hissetmiş olan birçok kişinin, merkeze geldiği, merkezin imkanlarından faydalanabilir olduğu bir dönem oldu. Daha önce de böyle dönemler oldu ama ilk kez bu kadar baskın bir dönem yaşıyoruz. Bu da siyasal İslamcı süreç açısından 'bireyselleşmeye, dünyevileşmeye doğru bir kayış söz konusu mu yoksa bir değişme olmadan aynı ideallerle yolumuza devam ediyor muyuz?' sorgulamasını gerektiriyor" ifadelerini kullandı. 

Gezi Park olaylarının hem içeriden hem de dışarından desteklenerek yapıldığını ifade eden Çopur, şöyle konuştu: "Gezi Parkı'nın bir dönemin marjinalleşmiş olan gruplarının 'acaba sahaya yeniden sürülebilir mi' gibi amaçlarının denendiği bir süreç olduğunu düşünüyorum. Tabi ki eylemdeki herkes öyle değildi. Benim üniversiteden arkadaşlarım da vardı. Gerçekten de siyasal iktidarlarla ilişkileri sıkıntılı olan, birtakım şeylerden memnun olmayanların tepkilerini dile getirdikleri bir ortamdı aynı zamandı. Ama bunu kısa sürede bahsettiğimiz şeye döndürmeye çalıştılar. Hem Kürt siyasetinin aktörlerinin hem de ülkücü hareketinin bu meselenin dışında kalması ile oradaki girişim başarısız oldu."

Çopur, günümüz gençliğinin büyük oranda apolitik hale geldiğini, siyasetle ilgisi olanların yüzde 15'i geçmediğine işaret etti. 

  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
    UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
    Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
    Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Posta 32 | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0 538 559 99 20